2018-2019 umre kayıtlarımız başladı..

Ana Sayfa » Gündem » Sosyal medya aileyi böldü

Sosyal medya aileyi böldü

Medya bilimleri üzerine çalışan Güney Koreli akademisyen ve yazar Prof. Dr. Dong Hoon Ma, yeni medyayı okumayı henüz öğrenemediğimizi söylüyor. Prof. Dr. Hoon Ma, ?Sosyal medyanın refahı bizim dünyamızı tehlikeye sokuyor. Çünkü bu medya toplum için ortak bir vizyon sağlamıyor. Toplumları ortak rüyadan, ideadan uzaklaştırıyor? diyor.

 
9 Aralık 2018 Pazar 05:30
Okunma: 191
Yorum YapYazdır
 
Sosyal
medya aileyi
böldü

Güney Koreli akademisyen ve yazar Prof. Dr. Dong Hoon Ma, Kore Üniversitesi Medya ve İletişim Okulu direktörü. Popüler kültür ve toplum, yaratıcı medya planlaması, medya teknolojileri ve kültürü üzerine dersler veren Prof. Hoon Ma ile geçtiğimiz günlerde İstanbul?da buluştuk. Kültürel ve tarihsel medya teorileri, gelecekteki medyanın görünümü gibi konular üzerine düşünen ve akademik çalışmalarda bulunan profesör bize yeni medyayı okuma noktasında nerede olduğumuzu, post truht çağda sosyal medyanın nasıl bir yer edindiğini anlattı. Prof. Dr. Hoon Ma, toplumların acilen yeni medyayı okumayı öğrenmesi gerektiğini söyleyip şöyle devam ediyor: ?Sosyal medyanın refahı bizim dünyamızı tehlikeye sokuyor. Çünkü bu medya toplum için ortak bir vizyon sağlamıyor. Toplumlara ortak rüyasını, ideasını unutturuyor.?

Bugün medya bilimleri üzerine bildiğimiz her şeyin değiştiği, hatta dönüştüğü bir çağdayız. Peki önce toplum mu değişti, medya mı?

Dünyadaki değişimi dikkatli bir biçimde izlediğimizde önce teknolojinin geliştiğini görüyoruz. Sosyal değişiklikleri başlatan teknolojinin kendisi oldu. Bu nedenle kurallar ve yeni teknolojiyle ilgili düzenlemeler daha sonra gelişti. Yeni iletişim teknolojileri çokça sosyal konuyu da beraberinde getiriyor. Bilgi eksikleri, nesiller arası enformasyon dengesizliği, toplumsal cinsiyet konusu... Önce teknoloji gelişti. Bu gelişime- değişime cevap verme sırası bizde. Bu gelişimin çok hızlı olmasının temel bir nedeni de var. O da şu; Facebook, Youtube gibi kanalların bize bu kadar çabuk ulaşabileceğini düşünmemiştik. Belki de biraz bu nedenle çok hızlı cevap veremedik.

REKLAM

Siz David Morley?in Aile Televizyonu kavramının yerine Sosyal Medya Ailesi kavramını getiriyorsunuz. Yani Televizyon başında toplanan aile değil, ellerinde tablet, telefon gibi cihazlarla birbirlerinden tamamen kopmuş aileler. Aslında 60?lar, 70?ler hatta 80?lerdeki medya teorilerinin günümüzde yetersiz kaldıklarını söylemek mümkün. Sizce bu gerçeklik nereye varacak?

Medya üzerine bildiğimiz teorilerin hepsi çok büyük bir hızla yetersiz kalmaya başladı. Ben de bu nedenle o örneği veriyorum. 80?lerde televizyon oturma odalarımızın tam ortasındaydı ve ailecek diziler, eğlence programları izlenirdi. Ailenin her bireyini bir araya getiren, kollektif bir etkinlikti. Tabi ki herkes aynı şeyi, aynı anda, aynı mekânda izliyordu. Hatta bu TV izleme ritüelleri esnasında aramızda iletişim kurabiliyorduk. Aile izlediği programı birlikte tecrübe ederdi, tepkiler verirdi, müşterek bir tecrübeydi. Ama bugünlerde artık birlikte TV bile izlemediğimizi görüyoruz. Herkes kendisi bir şeyler izliyor. Paylaşmıyoruz, bireysel dünyalarımızda kalmış durumdayız. Bu da bizi giderek daralan toplumlara doğru götürüyor. Dar perspektfilerimiz var. Çünkü artık tek başımıza, kendi seçtiğimiz sosyal medya kanalına bakıyoruz. Bakış açımız daralıyor. Sadece kendi isteklerimizi görüyoruz. Bu bakış açılarını düzeltmek, genişletmek için de çok az şansımız var. Çünkü etrafımızdakilerin bizim ne izlediğimize dair bir fikri yok. Oysa ki konuşmamız lazım. Artık birbirimizle konuşmuyoruz. Sorunumuz bu. Ben şunu öneriyorum, günde en az iki saat cep telefonlarımızı kapatıp, birbirimize vakit ayırmalıyız. Artık toplumun en küçük birimi olan ailede merkez yok, merkezler var.

REKLAM

Merve Akbaş ve Prof. Dr. Dong Hoon Ma.

ORTAK DEĞERLER ÇÖKEBİLİR

Ailede merkezin olmaması demek her bireyin sadece kendisi adına düşünüyor, karar veriyor olması demek. Bu içe dönüşün sonuçları ne olacak?

Artık geniş aile içinde bile perspektif uçurumları var. Aile birliğini etkileyecek seviyede farklılıklar bunlar. Her toplumda yaşlı jenerasyon tutucu, gençler ise ilericiler, progresifler. Artık bu iki grup birbirileriyle konuşmuyor, iletişim kurmuyorlar. Ama ilginçtir ki bu iki jenerasyon için de Youtube?da izlenecek içerikler var. Kendi inançlarını güçlendirecek içerikler bunlar. Yani kutuplaşma yaşanıyor. Toplumların birliğini etkileyecek sonuçlar doğuruyor. Bu da herhangi bir toplumdaki ortak değerleri çökertebilir.

Sosyal medya ağları bir gün amacı olan insana ulaşma hedefini aşıp hatta bu hedefi şaşırıp insanı, sınırlarını kendinin belirleyeceği metaforik bir hapishaneye tıkayacağı söylenebilir miyiz? Böyle bir topluma doğru mu gidiyoruz?

Bu ilginç bir benzetme oldu. Aslında doğru. Çünkü küçük toplumlarla sınırlanıyoruz. Birey, içerisi dediğiniz yerin dışarısına çıkmak istemiyor. İlerleyen dönemlerde, tam bu nedenle dünyanın daha da ayrıştığını görebiliriz. Tabi popüler sosyal medyanın gerçek küreselleşmeyi getirdiğini düşünenler de var. Çünkü her şeyi bir paylaşıma konu edebiliyoruz. Ama ben bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Bugünün sosyal medyası kişinin kendine özgü perspektifini hazırlayan ve sunan bir yapıya sahip. Bunlar aslında belli gruptaki insanlar için hazırlanmış. Dolayısıyla içerisi dediğimiz alanın dışına çıkmanın belki de nedeni bile ortadan kalkacak. Kişisel olarak şuna inanıyorum ki küresel sosyal medyanın refahı bizim dünyamızı tehlikeye sokuyor. Çünkü bu medya toplum için ortak bir vizyon sağlamıyor. Toplumların ortak rüyasını, ideasını unutturuyor. Onların istediği ortak fikirler değil, çeşitlilik. Sosyal medyanın gücü işte tam olarak bu.

REKLAM

Ortak rüyalarımızdan uzaklaşmamız bizi kültürlerimizden, geleneklerimizden ve sahip olduğumuz renklerden mahrum kılacak bir süreç...

Aynen öyle. İnsanlara iyi bir şey sunduklarını söylüyorlar. İnsanlar da bu platformlarda istedikleri her şeyi söyleyebiliyorlar, herhangi bir kısıtlama da çoğu zaman olmuyor. Peki üzerinde hepimizin mutabık kalacağı o rüyada nasıl ulaşabiliriz? Bakın, sosyal medya denen şey sadece ticari gelir üzerine temellenmiştir. Popülerlik, tıklanma sayısıdır aynı zamanda. İnsanların genel olarak beğendiği, tıklandığı içeriklerle ilgileniyorlar. Küresel vizyon, huzur, barış, uzlaşma gibi konulara ilgi gösterildiğini görmüyoruz. Bunlar o mecralar için önemli değil. Realite şu, yeni sosyal medya döneminde teyakkuzda olmamız gerekiyor. Bu nedenle insanları eğitmemiz gerekiyor.

Haberler ?iletiye? dönüşüyor

Perşomenden başlayarak insanlık her döneminde kullandığı iletişim araçlarını palimpsest bir okumaya da tabi tutabilmiş. Yani geri dönüştürebilmiş. Bunun organik olması ve yeniden üretime olanak sağlaması gibi olumlu yanları olduğunu söyleyebiliriz. Ancak günümüzde dijital medyanın bırakın yeniden üretime zemin sağlamasını, yıkıcı bir etkisi var. Bu sizce insanlığın bilgi alma ve iletişim kurma hırsının bir sonucu mu?

Sosyal medya elimizde olmadan önce çoğunlukla televizyon ve gazete gibi geleneksel iletişim mecralarına bağlıydık. Bilginin paylaşılması adına bunlar önemli bir mecralar olarak yer tutuyordu. Tabi sosyal kredileri, güvenilirlikleri de vardı. Evet bugün de benzer bir geri dönüşümlü okuma yaptığımızı söyleyebiliriz. Ama biraz daha farklı. Bugün TV?de çıkan bazı haberlerin geri dönüştürüldüğünü görüyoruz. Tabi eğer buna geri dönüşüm diyebilirsek. Çünkü bu malzemeler, yani haberler birer sosyal medya iletilerine dönüştürülüyor. Ancak belirtmemiz gereken bir noktada şu ki artık Youtube, Facebook gibi mecralar haberin asıl üreticisi oluyor. Yani sosyal mecralar haberin asıl ve tek üreticisi olabilirler. Bu nedenle çok fazla sahte haberle karşılaşıyoruz, güvenle bakamıyoruz.

REKLAM

Sektöre değil muhattaba odaklanalım

Medyanın içerik sağlayıcıları gelecekte Youtube, Facebbok, Twitter gibi benzer kanallar mı olacak? Bunları denetlemek ne kadar mümkün?

Evet, böyle olması kaçınılmaz. Zaten şu an sosyal medyanın gücü inanılmaz bir noktaya ulaşmış durumda. Bu tüm dünyayı etkiliyor. Söz konusu medya platformları ise öz düzenleme sistemleri geliştirmeye çalışıyorlar. Tüm içeriğin taranması, denetlenmesini sağlamak üzerine düşünüyorlar. Okuyup, yorumlayıp, etiketlendirmeyi hedefliyor bu sistemler. Ama bir yandan da biliyoruz ki bize ulaşabilecek milyarlarca içerik var sosyal medyada. Sadece Youtube?un bir günde sağladığı içeriği izleyebilmemiz onlarca yıl sürebilir. Bu anlamda bakınca medyanın dönüşümünün ne kadar büyük olduğunu da görebiliriz. Toplumun bugününün ve yarının üzerinde büyük bir etkisi olacağı da kesin. Teorik olarak söylemek gerekirse bu içeriği düzenlemek mümkün. Pratik olarak ise mümkün değil. Ben içerik üzerinden iletişim sektörünü- sanayini ele almak yerine bunun muhattabına odaklanmayı tercih ederim. Çünkü bu içeriğe karşı insan kendini hazır hale getirmek zorunda.

Yeni medyanın fact checkers?a ihtiyacı var

Geleneksel medya bize yeni medyayı, internet haberciliğini getirdi, sonra da sosyal medya haberin asıl kaynağı olmaya başladı. Bunların denetlenebilirliği noktasında zaten ciddi tartışmalar söz konusu. Bu bağlamda habere bakışımız nasıl bir değişim yaşadı sizce?

REKLAM

Açık olan şu, bizlerin etrafı artık sadece geleneksel medyayla çevrili değil. Çokça sosyal medya kaynağı var. Bu nedenle artık bu içerikleri gözden geçirecek kurumlara ihtiyacımız var. Örneğin ABD, Avrupa?da ve hatta Güney Kore?de fact checkers ( haber doğrulama oluşumları) grupları oluştu. Bu kimseler medyanın içinde değiller. Sadece haberleri kontrol edip, gerçekliğini teyit ediyorlar. Yine de bu oluşumlar çok fazla soru işaretini daha getiriyor. İlk akla gelen bu görevi devletlerin de yürütüp, yürütmemesi noktasında. Tabi bu başka sansür gibi tartışmaları da doğurabilir. Dediğim gibi ABD, Avrupa ve Güney Kore?de bu görevi STK?ların yapması noktasında bir fikir öne çıkıyor. Ancak tabi bir yandan da çöp olan, değersiz olan veya sahte olarak tanımlayabileceğimiz o kadar çok haber var ki bunların doğruluğunu teyit etmek giderek imkansızlaşıyor. Örneğin bugün Youtube?a girdiğinizde İslam ile ilgili olumsuz birçok iddianın yer aldığı videoyla karşılaşabiliriz. Bunlar beynimizde bazı streotiplere neden oluyor. Birey, bunların ne kadarının gerçek ne kadarının sahte olduğunu çoğu zaman anlayamayabiliyor.

Bunun önüne nasıl geçeceğiz?

İnsanları bu konuda eğitmeliyiz. Bütün bu argümanların aslında incelenmesi gereken içerikler olduğunu anlamalıyız. Bu eğitim bize dünyayı daha iyi görmemizi sağlayacak net bir perspektif sunacak.

O halde yeni medyayı okumayı öğrenmeliyiz mi demeliyiz?

REKLAM

Aynen öyle, yeni medyaya anlamak, doğru yorumlayabilmek için yeni medya içeriğini okumayı öğrenmemiz gerekiyor. Okulların dışında, sivil toplum kuruluşları da bireylere, ailelere bu eğitimi vermeli. Medya eğitiminin ev tabanlı başlaması gerekiyor. Aynı zamanda okullar medya eğitimine yönelik müfredat hazırlamalı.


Kaynak: Yeni Şafak
 
9 Aralık 2018 Pazar 05:30
Okunma: 191
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:43
  • Güneş07:18
  • Öğlen13:03
  • İkindi16:06
  • Akşam18:29
  • Yatsı19:53
 
Anket
Haber sitemiz yenilendi.
Haber sitemiz nasıl buldunuz
çok iyi
Normal
çok kötü
idare eder
 
 
Tarihte Bugün
1864 - CSS H.L. Hunley denizaltısı, bir savaş gemisi batıran ilk denizaltı oldu.
1867 - Süveyş Kanalı'ndan ilk gemi geçti.
1895 - Müziğini Çaykovski'nin bestelediği Kuğu Gölü Balesi ilk gösterisini Saint Petersburg'da (Rusya) yaptı.
1915 - Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis muharebe gemileri, savunmaya katılmak üzere Nara'ya geldi.
1916 - Doğu cephesinde Ruslar, Muş'u işgal etti.
1917 - Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanan Mustafa Kemal, bu görevi kabul etmedi.
1920 - Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Milli'nin basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlementolara bildirilmesini kararlaştırdı.
1921 - Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
1923 - İzmir'de, Cumhuriyetin 1. iktisat kongresi olan İzmir İktisat Kongresi düzenlendi.
1923 - Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Meclis'e 7 işçi, 1 çiftçi kadın katıldı. Kapanış konuşmasını Rukiye Hanım yaptı.
1924 - Johnny Weissmuller, 100 yarda (91.4 m) serbest stil yüzmede 52-2/5 saniye ile dünya rekoru kırdı.
1925 - Aşar Vergisi kaldırıldı. Basın, aşarın kaldırılmasını büyük bir devrim olarak sundu.
1926 - Ankara'da Devlet Resim Sergisi açıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal sergiyi ziyaret etti.
1926 - Medeni Kanun kabul edildi.
1930 - Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.
1933 - Newsweek dergisi yayımlanmaya başlandı.
1934 - Avusturya'da sosyal demokratlar gösteri düzenlediler. Güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti; birçok gösterici öldürüldü. Hükümet sıkıyönetim ilan etti.
1935 - İstanbul'da kartopu oynanması yasaklandı.
1936 - Kızılmaske Lee Falk tarafından yaratıldı ve ABD'de yayınlanmaya başladı.
1939 - Hatay Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını, Hatay kanunları olarak kabul etti.
1949 - Türkiye, Avrupa Kalkınması İcra Konseyi'ne katıldı.
1956 - Çoruh ilinin adı Artvin olarak değiştirildi.
1957 - Missouri'de (ABD) bir yaşlılar evinde çıkan yangında 72 kişi öldü.
1957 - Ordular arası futbol karşılaşmalarında Türk takımı rekor kırdı; Amerikan ordu takımını 19-0 yendi.
1959 - Başbakan Adnan Menderes ve beraberindekileri Londra'ya götüren THY'nin SEV uçağı Gatwick havaalanı yakınlarında düştü; Menderes kurtuldu, aralarında Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık'ın da bulunduğu 14 kişi öldü.
1961 - Türk ve Alman İş ve İşçi Bulma Kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre; her yıl Almanya'ya çeşitli iş kollarında çalıştırılmak üzere 2-3 bir Türk işçisi gönderilmesi kararlaştırıldı.
1961 - Eski Sağlık Bakanı, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Yassıada'da ifade verirken kalp krizi geçirdi ve öldü.
1962 - Hamburg'ta çıkan fırtınada 300'den fazla kişi öldü.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Feyzullah Ertuğrul'u Elazığ'ın bir köyüne atadı.
1967 - Kimi milletvekilleri Meclis'e gelen mini etekli kadınlardan şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
1967 - Radyo sanatçılarının yürüyüş ve boykot olaylarından sonra TRT, sanatçı ücretlerine yüzde 150-200 arasında zam yaptı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Çetin Altan TBMM'de Adalet Partililere "Çoğunluğunuz var, ama ağırlığınız yok" dedi. Bunun üzerine kavga çıktı.
1973 - Petrol Ofisi genel müdürlüğüne bir kadın atandı. Şeyda Okyatmaz Türkiye'de ilk kez bu düzeye yükseltilen kadın yönetici oldu.
1977 - Ankara'da 50. Yıl Lisesi öğrencilerine ateş açıldı, bir kız öğrenci kalp krizi geçirip öldü.
1979 - İstanbul'da stokçulara baskınlar düzenlendi. Yüklü miktarda kahve, ampul, filtreli sigara ve margarin ele geçirildi.
1983 - Dört Filistinli gerilla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden ikişer kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar Mısır'ın Ankara Büyükelçiliği'ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmuşlardı.
1984 - İşyerlerinden işçi çıkarmak, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın iznine bağlandı.
1984 - Avusturya'da yapılan Avrupa güzellik yarışmasını Türkiye güzeli Neşe Erberk kazandı.
1986 - Barış Derneği davasından tutuklu 6 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında Reha İsvan ve Gencay Şaylan'ın da yer alıyordu. Ali Sirmen, Erdal Atabek, Ali Taygun, Ergun Elgin, Hüseyin Baş, Orhan Taylan'ın tahliye talebi ise reddedildi.
1986 - İstanbul'da ünlü Bebek Belediye Gazinosu, yeşil saha açılması için yıktırıldı.
1987 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra toplatılan 39 ton ağırlığındaki kitap, dergi, günlük ve haftalık gazete SEKA'da imha edildi.
1993 - Dev-Sol ve TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazdıkları 35 metre uzunluğundaki tünelden yararlanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nden firar etti.
1993 - Somali'de görev yapan BM Barış Gücü UNISOM'un komutanlığına Korgeneral Çevik Bir atandı.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) Suruç İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Akpolat kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.
1994 - Özgür Gündem gazetesi bölücü yayın yaptığı gerekçesiyle 1 ay süreyle kapatıldı.
1994 - TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu Refah Partili Hasan Mezarcı'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını kararlaştırdı.
1996 - Cavit Çağlar'a ait Nergis, Yeşim ve Aksoylar Tekstil fabrikalarında çalışan 4 bin 600 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı.
1996 - Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına, "Bu işyerinde işkence vardır" yazılı bir tabela astı.
1996 - Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, Deep Blue adlı bilgisayarı yendi.
1999 - Fransa'nın başkent Paris'in 50 km yakınındaki tarihi kraliyet köşkü Rambouillet'de Belgrad hükümeti ile Kosovalı Arnavutlar arasında barış görüşmeleri yapıldı.
2000 - Microsoft, Windows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.
2001 - Fischer ve Deppler, G-20 toplantıları çerçevesinde Türkiye'ye geldi".
2008 - Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık