Ana Sayfa » Gündem » Rusya?nın İdlib denklemi

Rusya?nın İdlib denklemi

Moskova, İdlib?te Hmeymim ve Tartus?ta kendine ait askeri üslerin güvenliğini sağlamaya yönelik bir strateji yürütüyor. Stratejinin ikinci ayağını ise İdlib?in tekrar Esed rejiminin hakimiyeti altına alınması oluşturuyor. İdlib Türk diplomasisi için de zorlu bir test anlamına geliyor.

 
16 Eylül 2018 Pazar 04:45
Okunma: 86
Yorum YapYazdır
 
Rusya?nın İdlib denklemi

Elnur İsmayilov - BİLGESAM

Aylardır konuşulan İdlib?in geleceğinin ne olacağı sorusu son günlerde bölgedeki hareketlilikle daha net cevaplanmaya müsait bir duruma dönüşmektedir. Suriye konusunda ilgili aktörlerin yaptığı resmi açıklamalar yeni yaklaşımları ortaya koyduğu gibi, son dönemde devletler arasında oluşmuş müttefiklikleri de yeniden sorgulamaktadır. Tabii dikkate ilk olarak son iki senedir Suriye krizinin çözümüne ilişkin oluşmuş Ankara-Moskova-Tahran ittifakı gelmektedir. Bu ?ittifak? kurulduğu günden bu yana taraflar arasındaki yakın ve uzak tarihteki sorunlar ve her üç devletin ideolojik farklılıkları dikkate alınarak hep kuşkuyla karşılanmış; devletlerin Suriye krizini her birinin ulusal çıkarı dikkate alarak nasıl ortak bir şekilde çözebileceği konusu tartışılmıştır. Özellikle, Esed rejimini en başından koruyan Moskova ve Tahran?ın, Esed iktidardan gitmeden Suriye krizi çözülemez diyen Ankara ile gerçek anlamda ne kadar samimi işbirliği içinde olduğu son günlerdeki gelişmelerle de ortaya çıkıyor.

MOSKOVA?NIN SURİYE POLİTİKASI

7 Eylül?de Tahran?da gerçekleşen Türkiye-Rusya-İran üçlü zirvesi öncesinde Suriye?nin İdlib bölgesine Rusya?nın başlattığı saldırı da Moskova?nın amacını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Rusya?nın Suriye?ye askeri olarak müdahale ettiği 2015 yılından şimdiye kadarki süreçte; kendi askeri ve politik varlığını sağlama almak olduğu gibi, Esed rejimini korumak ve rejimin kontrolünde olmayan bölgelerde de rejim kontrolünü sağlamak en önemli amacı olarak belirlenmiştir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov?un da her zaman ifade ettikleri ?Suriye?nin toprak bütünlüğünün sağlanması için Esed rejiminin terörle mücadele kapsamında askeri operasyonları meşrudur? beyanatı Moskova?nın Suriye?deki krize yaklaşımını iyi bir şekilde anlatmaktadır.

Astana sürecinden bugüne kadar adım-adım yaptığı hamlelerle Kremlin, Esed rejimini askeri ve politik anlamda güçlendirdi; Suriye krizi başladıktan şimdiye kadar Şam?ın kontrolünden çıkmış bölgelerin rejim kontrolüne geçmesini sağladı. Önümüzdeki günlerde ise Esed güçlerinin Rusya?nın da askeri desteğiyle bölgeyi kontrolüne geçirmek için silahlı muhaliflere karadan bir saldırı gerçekleştireceği kaçınılmazdır.

İdlib Rusya için neden bu kadar önemli sorusuna cevap vermek gerek. Bu bir kaç açıdan cevaplandırılabilir. Bölge 2017 tarihli Astana zirvesinde üç garantör ülke- Türkiye, Rusya ve İran tarafından çatışmasızlık bölgesi olarak belirlendi. Fakat, 2017 yılı sonlarından itibaren Rusya?nın Hmeymim ve Tartus askeri üslerine saldırıların İdlib bölgesinde bulunan gruplar tarafından gerçekleştiğini Kremlin iddia etmektedir. Esed güçleriyle ile birlikte Rusya daha önce Palmira, Rakka ve DeyrazZor?da gerçekleştirdiği operasyonlarda bölgelerin kontrolünün rejime geçmesini sağlamış; burada bulunan terör grupları üyelerinin İdlib bölgesine geçmesine izin verilmişti.

ÖNCELİK ÜSLERİN GÜVENLİĞİNİ

Bu nedenle ilk olarak, İdlib bölgesi Rusya?nın Lazkiye?deki askeri üslerine çok yakın mesafede olduğu için stratejik önem taşımakta ve üslerinin güvenliği için bölgenin kontrolüne hakim olmak istemektedir. İkinci olarak, Rusya?nın, Suriye?de gerçekleştirdiği hamleleriyle bölgede etkin aktör olduğunu ortaya koyduğunu görebiliriz. Bu anlamda nihai amacına ulaşmak için bu operasyona destek vererek krizin kendi açısından başarılı bir şekilde ? zaferle tamamlanmasını amaçlamaktadır. Üçüncü olarak, Kremlin, ABD?de yaşanan iç politik sorunlar nedeniyle bir çok bölgede ABD?nin kaybolan imajına yeni bir darbe vurmayı amaçlamakta ve bu savaşta zafer çalarak Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Batı dünyası üzerinde ideolojik anlamda kendisince başarılı bir politika yürüttüğünü ortaya koymak istemektedir.

Son süreçte yaşananlar dikkate alınarak iddia edilebilir ki, her ne kadar ABD ve müttefikleri askeri olarak Suriye çevresinde varlıklarını artırıyor ve gövde gösterisi yapıyorlarsa da, İdlib?in Rusya?nın askeri desteğiyle kısa bir süre içinde rejim kontrolüne geçeceği kaçınılmazdır. Ne yazık ki, kaybeden her zaman olduğu gibi siviller olacaktır. Yeni bir mülteci dalgasının Türkiye?ye doğru olabileceğini düşünürsek Türkiye için de olumsuz etkiler doğuracaktır. Ekonomik sorunların mevcut olduğu günümüzde böyle bir göç dalgası ekonomimizi olumsuz etkileyebileceği gibi; askeri anlamda, Türkiye?nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Hareketi ile terörle mücadele amaçlı başlattığı operasyonlar nihai amacına ulaşmadan sonlanacaktır. Belki de bu Türk diplomasisi için son dönemde verdiği en önemli bir sınav olacaktır. İdlib?in Rusya desteğiyle Esed rejim güçleri kontrolüne geçmesi ise, Moskova?nın uzun zamandır kendisini bir süper güç olarak tanıtma çabalarını neticeye kavuşturacaktır.


Kaynak: Yeni Şafak
 
16 Eylül 2018 Pazar 04:45
Okunma: 86
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:06
  • Güneş05:49
  • Öğlen12:48
  • İkindi16:32
  • Akşam19:27
  • Yatsı20:58
 
Anket
Haber sitemiz yenilendi.
Haber sitemiz nasıl buldunuz
çok iyi
Normal
çok kötü
idare eder
 
Tarihte Bugün
1912 - SSCB Komünist Partisi'nin yayın organı Pravda gazetesinin ilk sayısı yayımlandı.
1920 - İtilaf Devletleri, Osmanlı hükümetini Paris'te toplanacak sulh konferansına davet etti.
1924 - Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Anadolu demiryollarının devletleştirilmesine ilişkin yasa benimsendi.
1933 - Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 - Siirt'in güneyindeki Beşiri yakınlarındaki Raman Dağı'nda 1042 metre derinlikte petrol bulundu.
1947 - Türkiye'ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 - Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun kurulmasına karar verildi.
1970 - Dünya Günü ilk kez kutlandı.
1975 - Barbara Walters, American Broadcasting Corporation adlı yayın kuruluşu ile beş yıllığına 5 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak en yüksek ücreti alan televizyon haber sunucusu oldu.
1983 - Batı Almanya dergisi Der Stern, Hitler'in Günlükleri ni gün ışığına çıkardığını ileri sürdü ve bazı bölümlerini yayımladı. Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.
1987 - Dil Derneği kuruldu.
1992 - Meksika'nın ikinci büyük şehri Guadalajara'da, kanalizasyon sistemine karışan benzinin patlaması sonucu 206 kişi öldü, 500 kişi yaralandı, 15.000 kişi evsiz kaldı.
2004 - Kuzey Kore'de iki tren çarpıştı: 150 kişi öldü.
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık