2018-2019 umre kayıtlarımız başladı..

Ana Sayfa » Spor » 'Hakkımı helal etmiyorum'

'Hakkımı helal etmiyorum'

Galatasaray ile yollarını ayırdıktan sonra herhangi bir açıklamada bulunmayan A Milli Takım teknik direktörü Fatih Terim, basının karşısına çıktı. Canlı aktarıyoruz...

 
31 Ekim 2013 Perşembe 16:25
Okunma: 2416
Yorum YapYazdır
 
'Hakkımı helal etmiyorum'

Terim'in konuşmasından satırbaşları şöyle;

* Gecikme için özür dilerim. Gediğiniz için, katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Ümit ederim toplantı sonrasında karanlıkta bir şey kalmaz. Her şey herkesin anlayacağı şekilde ortaya çıkar.

* Bu toplantıyı organize ederken artılarını eksilerini fazlasıyla tarttım. Yani buna karar vermek çok kolay olmadı. Başka platformda konuşmayacağımı da söylememe rağmen öne almamın nedenlerini anlatacağım. Kimileri için susmam, kimileri için de artık konuşmam gerektiği yönünde görüşleri olduğunu biliyorum. Doğal olarak ben Galatasaray’ı düşünmek ve zarar vermemek için titiz davrandıysam, ben böyle davranırken gündemin hiç değişmediğini gördüm. Gördükçe de üzüldüğümü ve yaralandığımı gördüm. Benim de değerlerim ve kıymet verdiğim bir ailem var.

'AYSAL'IN RÖPORTAJI BENİ AÇIKLAMAYA MECBUR KILDI'

* Hep beni eleştirdiniz. Bugüne kadar suskunluğumu şikayet etmek, açıklamalar yapıp gündem değiştirmemekte, ben Galatasaray’a zarar vermemek için çalıştım. İtibarsızlaştırma çalışmasından Terim’e zarar geliyor mu diye düşünen kimse yok. Şu an konuşarak yanlış yapıyorsam da bana bir kere de kendimden zarar gelsin diye konuşmaya karar verdim. Normal olarak Divan Kurulu’nda konuşacaktım. Ancak bunu öne alma sebebim çok açık. Yoksa Divan’da, kurul yönetimine konuşma ricası yapacaktım. Kendilerine de kapalı bir oturumda ağabeylerimizde bir bilgilendirme toplantısı gibi benim tarafımdan bu olaya bakı açık nasılsa onu dillendirmeyi düşünmüştüm ancak Aysal’ın bir gazeteci ile yaptığı program beni beklememe mecbur kıldı.

*Kurumsallıkta bir karar alınır. Ancak bizde öyle olmadı. İş bittikten sonra herkes yoluna gider. 1,5 ay önce alınan bu kararın doğrulunu kabul ettirecek onlarda serviste ve iddiada bulunuldu.

* Şimdi Galatasaraylılara sesleniyorum. Bir haklı haksız arayışına girmeyin. 60 yaşındayım ve beni 40 yıldır tanıyorsunuz. Beni bir kez olsun yüz yüze gelmeden bile tanıyanlar var. Zor bir insan olabilirim. Egolarım pek çok insandan fazla da olabilir. Değişmem demedim hiçbir zaman. Ancak yaşamını toplumsal ve ailevi değerlerin üzerine kurmuş, hala eğitim alan, Galatasaray geleneklerini pek çok kişiden daha fazla özümsemiş birine bunları söyleyemezsiniz.

'G.SARAY ALİ SAMİ YEN'DİR METİN OKTAY'DIR'

* 40 yıldır Galatasaray’a hizmet eden biri olarak şunu öğrendim; Hür irademle seçtiğim başkan ve yönetimi hedef gösterecek, arkasından konuşacak bir eylem içinde olmamayı öğrendim. Bu nedenle bir süredir hemen hemen her açıklamada geçirilen ismime, hak etmediğim ve yaşamadığım halde yaşanmış gibi yaşamadığım şeyleri doğruymuş gibi gösterilen olaylara açıkçası cevap verecek olmaktan hicap duyuyorum, çok üzülüyorum. Bu kulübün bir divan üyesi olarak Galatasaray başarılı olmak için her şey yapmak değildir. Galatasaray Ali Sami Yen’dir, Metin Oktay’dır.

* Gelelim yaşadıklarımıza…

* Sayın Aysal’ın da ifade ettiği gibi iletişim problemi yaşadık. Ben derdimi başkanla bire bir konuşmak istedim hep. Yaşadıklarımızı televizyonda öğrenmemek istedim. Velev ki biz dostuz, velev ki iletişim sorunları var. Biz bütün bunlara rağmen yine karşılıklı oturur ve yolları ayırırdık. Ben de başarılar dilerdim, eşyalarımı toplar çıkardım.

'40 YILDIR BÖYLESİNİ GÖRMEDİM'

* Tam burada aklıma küçük bir not geldi. 2. Gidişimde Özhan Canaydın’a istifa etmem gerektiğini söyledim. Teke tek oturduk, ben bunu açıklayamam dedi. Sayın başkanım ben açıklarım dedim. Ben gelemem oraya dedi, ben koluna girdim ve onu götürdüm. Rahmetli başkanım yanımda otururken açıkladım. Tam 10 sene geçmiş. Hiçbir yerde duydunuz mu? Hayır. Allah rahmet eylesin. Madem Galatasaray kültüründen bahsediyoruz. Antrenmanı bitirip odasına giden hocasına basın yoluyla görevden alındığını bildiren, aynı anda televizyon kanalımızda da hayali bir anlaşmayı bildiren bir anlayış benim 40 yıldır Galatasaray’da gördüğüm bir uygulama değildir. Bu benim hayatım boyunca rastladığım bir şey değildir. Galatasaray Kulübü bu değildir. Bu benim Galatasaray’da tanımadığım bir davranış şeklidir.

* Sonuç olarak ne telefon kayıtları kaldı ne de olmayan şeylerin anlatılması kaldı. Ne yapayım ben de şimdi telefon konuşmalarını mı çıkarayım. Bu bize yakışır mı?
Eleman meselesi, Albayrak ve Dürüst’ün ayrılması, maç öncesi primin futbolcu ile istişare edilmesi, geçmiş olsun denmesi gereken bir yerde sadece futbolcuların kutlanması… Daha neler neler…

'BAZILARINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM'

* Şimdi bunların herhangi birinden sonra benim yerimde kim olsa istifa ederdi. Tam aksine ben 4. yıldızı takmadan gitmeyeceğim dedikçe her şeyin şiddeti arttı. Sanırım şimdi geriye bakınca bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Sayın Aysal’ın TV programında söylediği Antalya maçı açıklamalarının bir kez daha izlenmesinde fayda var. Maç sonrasında net bir şekilde görevimin başında olup direneceğim demiştim. Her zor durumda bana ihtiyaç duyulan, çağırıldığım her anda koşulsuz, hiç sorgusuz elimiz taşın altına sokmaktan geri kalmadığım bana yaşatılanlardan dolayı bazılarına hakkımı helal etmiyorum. Suçlu suçsuz aramak anlamsız. Bugüne kadar yapılanları Galatasaraylılar affediyorsa ben de ediyorum. Bu süreç içerisinde beni tanıyan, daha önemlisi hiç konuşmadığım halde beni anlayan, beni her platformda destekleyen herkese teşekkür ediyorum.


SORU-CEVAP BÖLÜMÜ


- TFF ile sözleşme imzalayacak mısınız?

TFF’ye verdiğim sözün dışında henüz bir şey yapmadım. Bundan sonraki kariyerim beni ve ailemi bağlıyor. Henüz yaşananların etkisi geçmeden herhangi başka bir şey yapmam söz konusu olabilir mi?

12 Nisan’da 2013’te TFF ile görüşüp anlaştığınız söyleniyor?

Böyle bir şey olması mümkün değil. Bunu söyleyenler ispat etmek zorundadır. Antalya maçında ve Beşiktaş maçının devre arasında 4. Yıldızı takmadan gitmeyeceğimi ifade ettim. Bunlar 12 Nisan ile uymuyor.

- Milli Takım ile görüşme şekliniz hep eleştirildi. Sürecin nasıl geliştiğini anlatır mısınız?

Bu süreç benim hayatımda etik olarak her şeye uyduğum, hassas davrandığım bir süreçtir. Tüm dengeleri gözettim. Çok hassas davrandım. Her adımda tüm açıklığıyla görevime zarar gelmemesi için çok uğraştım. Demirören, Aysal’dan izin aldı, bana ‘Hocam izin aldım’ dedi, ben den ondan sonra evine kahvaltıya gittim. Kahvaltıda sadece Demirören yoktu, yönetici arkadaşlarımız da vardı. Teklif kısmına gelince, “Başkanım benimle görüşmeden Aysal’dan teklif için de izin alın’ dedim. O da tamam diyerek aradı ve ‘Sayın Aysal izin verdi’ dedi. Bu telefondaki 2. Konuşma. Ben oradan bana verdiğiniz teklifi başkanımla paylaşacağım diyerek ayrıldım. Bunların hepsini sayın Aysal’ın oluruyla yaptım. Burada çok çarpıcı bir nokta var. Sayın Demirören, Mayıs’a kadar izin istiyoruz. Diye sorunca cevap ‘Ne demek isterseniz Ocak’ta verelim, yeter ki 2-3 hafta önce haber verin.’ Demek ki vazgeçmeye ne kadar hazır, istekli, bundan da emin. İmza töreni: Teklifin geldiği ilk andan itibaren izinsiz bir adım atmamışken süs imza mı rahatsızlık verdi. Sayın Demirören, imza atılan kağıdı gösterdi. O zaman kadar Galatasaray Kulübü o zamana kadar hocaya güvenmek yerine o kağıdın peşine düştü. Uradığım haksızlığı nasıl ifade edeyim ki? Teklif ve sonrasında yaşananlar Galatasaray’ı durdurmak için bir komplo ise bu komplonun kolaylaştırıcısı ve ekmeğine yağ süreni ne yazık ki çok uzakta değil. Ama ben değilim.

- Milli Takım teklifini TFF’den daha yüksek bir merciden mi aldınız

Yani milli takım için Başbakan ile mi görüştünüz diyorsunuz. Sayın Başbakan’la zaman zaman görüşüyoruz. Sohbetlerimiz oluyor. Kendisi proje ve görüşlerimizi dinliyor. Sandığınız senaryolardan farklı bir durum olsa söylerdim.
- Yönetim Kurulu’ndan 1 gün önce Arıboğan’ın sizi aradığı doğru mu?
Madem öyleyse karar zaten alınmıştı. Böyleyse Kurul boşuna toplanmış oluyor. Oy birliği ile alınan kararın başka birinin kararı ile alındığı ortaya çıkıyor. Başkan aradı aramadı, ulaştı ulaşamadı, mesele bu değil. Zaten istenmeyen bir durum vardı mesele bu. Buna uygun bir kılıf aranıyordu demek ki şartlar o zaman oluştu.
"PRİM PAZARLIĞI YAPMAK HAYSİYET KIRICI"

* Ben Galatasaray’dan gönderilme nedenimin ne olduğunu herkesin anladığını sanmıyorum. O günden bu yana bu kararı haklı göstermek için nedenler sıralanıyor. Kimse benimle çalışmak zorunda değil. Hak etmediğim iddiaları servis etmek yakışmıyor. Dahası asıl bunlar haysiyet kırıcı. SMS kayıtlarının bir gazeteciye servis edilmesi haysiyet kırıcı. 6-1’lik bir maç sonrası prim pazarlığı yapmak haysiyet kırıcı. Alnının akıyla 2 sene şampiyon olmuş, başarılar yaşatmış hocanızı değerlerinden vurmaya çalışmak yanlış. Ne yapalım telefon kayıtlarını mı açalım biz de. Bunlar bana yakışmaz. Bunlardan daha çok önemsediğim bir konu da konsantrasyonumu kaybettiğimi söylediği. Aşk olsun hatta yazıklar olsun. İlk başlarda alınan skorlar nedeniyle mi beni sorgulayacaksınız. Başarı varsa varsın yoksa yoksun öyle mi? Ne diyim, yazık. O zaman şampiyonlar ligi’ni hatırlayalım geçen sene. Madem bu kadar açık konuşuyoruz söyleyelim. Ben sadece başarısızlıklardan sonra değil çok büyük başarılardan sonra da telefonumu kapattım. Geçen sene şampiyonluk gecesi kapattım. İçinizden bazıları da beni arayıp ‘Hocam bu yapılır mı’ dedi. O telefonları ben aileme karşı da kapattım evime de gelmedim. Bazıları kaybeder çok üzülür. Bu olamaz mı?

Çalıştığınız sürede tüm transferlerde sorun olduğu söylendi.

Ben ekonomist değilim ama Galatasaray’ın gelir gider dengesini bilen biriyim. O nedenle bugüne kadarki ihtiyaçlara, isimlere bu açılardan baktım. Biz transferleri Galatasaray’a faydalı olsun diye yaptık.

Beşiktaş maçından önceki yemekte başkan bana ulaşamıyor. Yardımcılara da ulaşamıyor ki kaptan olmayan bir futbolcuyla prim pazarlığı yapılıyor. Oyuncular tebrik ediliyor, emeği geçen kimse tebrik edilmiyor. Aynı anda daha stadı terk etmeden Galatasaray Başkanı’nın böyle bir deklarasyon yayınladığı haberi geliyor. 30 saniye Fatih Terim olun. Galatasaray tarihinde de bu tip deklarasyonlar tek tiptir. Ertesi sabah öğreniyorum ben prim meselesini.

Galatasaray’a bir daha döner misiniz?
Hayat, neden olmasın.

5 ay önce güvenmiyorum dediğiniz TFF ile çalışmanızda ne nedenler var?
Burada milli takım için elini taşın altına sokmaktan bahsediyoruz. Türk futbolu ve ülke başarısı için herkes biraraya gelebilir ve gelmelidir de.

Mili takımdan teklif gelmese yine ayrılır mıydınız?
Bence evet. Hele hele yaşananları gördükçe daha çok inanıyorum.

 
31 Ekim 2013 Perşembe 16:25
Okunma: 2416
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:43
  • Güneş07:18
  • Öğlen13:03
  • İkindi16:06
  • Akşam18:29
  • Yatsı19:53
 
Anket
Haber sitemiz yenilendi.
Haber sitemiz nasıl buldunuz
çok iyi
Normal
çok kötü
idare eder
 
 
Tarihte Bugün
1864 - CSS H.L. Hunley denizaltısı, bir savaş gemisi batıran ilk denizaltı oldu.
1867 - Süveyş Kanalı'ndan ilk gemi geçti.
1895 - Müziğini Çaykovski'nin bestelediği Kuğu Gölü Balesi ilk gösterisini Saint Petersburg'da (Rusya) yaptı.
1915 - Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis muharebe gemileri, savunmaya katılmak üzere Nara'ya geldi.
1916 - Doğu cephesinde Ruslar, Muş'u işgal etti.
1917 - Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanan Mustafa Kemal, bu görevi kabul etmedi.
1920 - Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Milli'nin basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlementolara bildirilmesini kararlaştırdı.
1921 - Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
1923 - İzmir'de, Cumhuriyetin 1. iktisat kongresi olan İzmir İktisat Kongresi düzenlendi.
1923 - Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Meclis'e 7 işçi, 1 çiftçi kadın katıldı. Kapanış konuşmasını Rukiye Hanım yaptı.
1924 - Johnny Weissmuller, 100 yarda (91.4 m) serbest stil yüzmede 52-2/5 saniye ile dünya rekoru kırdı.
1925 - Aşar Vergisi kaldırıldı. Basın, aşarın kaldırılmasını büyük bir devrim olarak sundu.
1926 - Ankara'da Devlet Resim Sergisi açıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal sergiyi ziyaret etti.
1926 - Medeni Kanun kabul edildi.
1930 - Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.
1933 - Newsweek dergisi yayımlanmaya başlandı.
1934 - Avusturya'da sosyal demokratlar gösteri düzenlediler. Güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti; birçok gösterici öldürüldü. Hükümet sıkıyönetim ilan etti.
1935 - İstanbul'da kartopu oynanması yasaklandı.
1936 - Kızılmaske Lee Falk tarafından yaratıldı ve ABD'de yayınlanmaya başladı.
1939 - Hatay Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını, Hatay kanunları olarak kabul etti.
1949 - Türkiye, Avrupa Kalkınması İcra Konseyi'ne katıldı.
1956 - Çoruh ilinin adı Artvin olarak değiştirildi.
1957 - Missouri'de (ABD) bir yaşlılar evinde çıkan yangında 72 kişi öldü.
1957 - Ordular arası futbol karşılaşmalarında Türk takımı rekor kırdı; Amerikan ordu takımını 19-0 yendi.
1959 - Başbakan Adnan Menderes ve beraberindekileri Londra'ya götüren THY'nin SEV uçağı Gatwick havaalanı yakınlarında düştü; Menderes kurtuldu, aralarında Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık'ın da bulunduğu 14 kişi öldü.
1961 - Türk ve Alman İş ve İşçi Bulma Kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre; her yıl Almanya'ya çeşitli iş kollarında çalıştırılmak üzere 2-3 bir Türk işçisi gönderilmesi kararlaştırıldı.
1961 - Eski Sağlık Bakanı, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Yassıada'da ifade verirken kalp krizi geçirdi ve öldü.
1962 - Hamburg'ta çıkan fırtınada 300'den fazla kişi öldü.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Feyzullah Ertuğrul'u Elazığ'ın bir köyüne atadı.
1967 - Kimi milletvekilleri Meclis'e gelen mini etekli kadınlardan şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
1967 - Radyo sanatçılarının yürüyüş ve boykot olaylarından sonra TRT, sanatçı ücretlerine yüzde 150-200 arasında zam yaptı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Çetin Altan TBMM'de Adalet Partililere "Çoğunluğunuz var, ama ağırlığınız yok" dedi. Bunun üzerine kavga çıktı.
1973 - Petrol Ofisi genel müdürlüğüne bir kadın atandı. Şeyda Okyatmaz Türkiye'de ilk kez bu düzeye yükseltilen kadın yönetici oldu.
1977 - Ankara'da 50. Yıl Lisesi öğrencilerine ateş açıldı, bir kız öğrenci kalp krizi geçirip öldü.
1979 - İstanbul'da stokçulara baskınlar düzenlendi. Yüklü miktarda kahve, ampul, filtreli sigara ve margarin ele geçirildi.
1983 - Dört Filistinli gerilla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden ikişer kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar Mısır'ın Ankara Büyükelçiliği'ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmuşlardı.
1984 - İşyerlerinden işçi çıkarmak, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın iznine bağlandı.
1984 - Avusturya'da yapılan Avrupa güzellik yarışmasını Türkiye güzeli Neşe Erberk kazandı.
1986 - Barış Derneği davasından tutuklu 6 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında Reha İsvan ve Gencay Şaylan'ın da yer alıyordu. Ali Sirmen, Erdal Atabek, Ali Taygun, Ergun Elgin, Hüseyin Baş, Orhan Taylan'ın tahliye talebi ise reddedildi.
1986 - İstanbul'da ünlü Bebek Belediye Gazinosu, yeşil saha açılması için yıktırıldı.
1987 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra toplatılan 39 ton ağırlığındaki kitap, dergi, günlük ve haftalık gazete SEKA'da imha edildi.
1993 - Dev-Sol ve TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazdıkları 35 metre uzunluğundaki tünelden yararlanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nden firar etti.
1993 - Somali'de görev yapan BM Barış Gücü UNISOM'un komutanlığına Korgeneral Çevik Bir atandı.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) Suruç İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Akpolat kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.
1994 - Özgür Gündem gazetesi bölücü yayın yaptığı gerekçesiyle 1 ay süreyle kapatıldı.
1994 - TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu Refah Partili Hasan Mezarcı'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını kararlaştırdı.
1996 - Cavit Çağlar'a ait Nergis, Yeşim ve Aksoylar Tekstil fabrikalarında çalışan 4 bin 600 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı.
1996 - Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına, "Bu işyerinde işkence vardır" yazılı bir tabela astı.
1996 - Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, Deep Blue adlı bilgisayarı yendi.
1999 - Fransa'nın başkent Paris'in 50 km yakınındaki tarihi kraliyet köşkü Rambouillet'de Belgrad hükümeti ile Kosovalı Arnavutlar arasında barış görüşmeleri yapıldı.
2000 - Microsoft, Windows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.
2001 - Fischer ve Deppler, G-20 toplantıları çerçevesinde Türkiye'ye geldi".
2008 - Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık