istanbul TURUMUZU TAMAMLADIK

Ana Sayfa » Gündem » Gelenekselsanatlarınikinci altındönemindeyiz

Gelenekselsanatlarınikinci altındönemindeyiz

Cilt sanatçısı Gürcan Mavili?ye göre geleneksel sanatlarda 16. yüzyıldan sonra ikinci bir altın çağ yaşıyoruz. Geleceğin Ustaları gibi önemli yarışmalar da nakkaşhane geleneği bir anlamda yeniden sürdürülüyor.

 
12 Ağustos 2018 Pazar 05:05
Okunma: 422
Yorum YapYazdır
 
Gelenekselsanatlarınikinci altındönemindeyiz

Gürcan Mavili, 30 seneye yakın süredir cilt üzerine çalışan önemli sanatçı. Mavili, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi?nde cilt bölümünde okuyan öğrencilerine de bilgilerini aktarmaya çalışıyor. Daha önce kutsal emanetleri restore etme şansı elde eden Mavili, özellikle son yıllarda geleneksel sanatlar için önemli çalışmalar yapıldığının altını çiziyor. Ona göre yarışmalar vesilesiyle nakkaşhane geleneği yeniden canlanıyor.

Hocam yıllarca cilt üzerine çalıştınız. Bunun karşılığında cilt size neler getirdi?

Sayısız güzellik. Unutamadığım önemli anlar. Bir Resul Bir Kul ve 2010?da düzenlediğimiz 1400. yılında Kur?an-ı Kerim sergileri benim için en özel hatıralardan. Bu iki sergide de çok önemli eserler üzerine çalışma imkanım oldu. Şimdiye kadar sayılı insanın dokunduğu Peygamber Efendimiz?in özel emanetlerini restore etme şansı yakaladım. Cilt zor bir alan ama armağanı çok büyük. Bunlar da bana nasip olanlar. Mesleğe başlarken bunları hayal bile edemezdim.

Hz. Osman?a atfedilen Kur?an-ı Kerim?i de restore etmiştiniz yanılmıyorsam?

Hz. Osman?ın Kur?an-ı Kerim?ini Tayyar Altıkulaç Hoca?yla beraber uzun süren bir çalışma sonucu restore ettik. Tayyar Altıkulaç Hoca?nın zaten dünyada Hz. Osman?a atfedilden diğer yedi Kur?an-ı Kerim?lerle de ilgili çalışmaları vardı. Ancak bunlardan tama en yakın olan biz de olan, yani Türk İslam Eserleri Müzesi?nde var olandır. Parşomendir, kufi hatla yazılmıştır. Hoca?nın bu çalışmalarını anlatan kitaplar da yazıldı. 2005?de biz çalışmaya başlamıştık. Bir yıldan fazla sürdürdük. Benim unutamayacağımız bir çalışmaydı. Bu eserde benim bir emeğimin olması çok önemliydi.

Cilt ustasının müdahalesiyle eser ne kadar zaman kazanıyor? Bir cilt ne kadar yaşıyor?

Doğru bir çalışmayla yüzlerce yıl yaşayabilir. Bizim eserlere yaptığımız müdahaleler çok hassastır. İlerde, daha iyi teknolojiler geliştiğinde, yeniden elden geçirilebilecek durumda bırakmamız lazım. Kolayca sökülen, esere zarar vermeyen müdahalelerde bulunmalıyız. Bugün yaptığım bir eser, gerektiğinde yarın sökülmeli, restore edilip o günün şartlarıyla yeniden bir araya getirilebilmeli. Yani hem bugünü, hem yarını düşünmeliyiz.

Peki siz neden cilt üzerine çalışmayı tercih ettiniz?

Benim öğrencilik dönemim de cilt dikkat çeken bir alan değildi. Öncesi daha da vahim. Sadece birkaç değerli kişinin çabası var. Biz de bir hayli sıkıntı çektik. Ama bunu iyi ki çektik diyorum şimdi. Aslında öğretmen lisesi mezunuyum. Kütüphanecilik kolunun başkanlığını yaptım yıllarca. Kitap sevgisinin içine düştüm. Mezun olunca Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi?ni kazandım. Çini ve ciltte çalışmaya başladım. Kerim Silivrili ve İslam Seçen hocamızdan ders aldım. Tabi Saadet Gazi ve Engin Özdeniz. Bu sanatlara olan ilgim bu isimler sayesindedir.

Öğretmenlik, hocalık, ustalık nasıl başladı?

Bir de tabi Muammer Hocamız (Ülker) var. Hem derslerimize girer hem de Süleymaniye Kütüphanesi?nin müdürlüğünü yapardı. Benim kız meslek lisesinde cilt dersleri vermemi istedi. Daha birinci sınıf öğrencisiydim düşünün. Ama hoca ?yaparsın? dedi, demek yapabiliyormuşuz. Çalışmaya başladım. Burada öğrenciydim, orada öğretmendim. Mezuniyetten sonra da İslam Seçen aradı ve beni buraya asistan olarak çağırdı. Böylece başladık. Hocam bana nasıl kapı açtıysa ben de bugün öğrencilerime kapı açmaya çalışıyorum. Bizim alanımız usta- çırak ilişkisiyle ilerler. Bu bir el değişimidir. Usta da olacaksın çırak da.

Geleneksel sanatların son 20 yıldır yükselişte olduğunu inkar edemeyiz. Bugünleri nasıl görüyorsunuz?

Altın çağ diyebilirim. Geleneksel sanatların 16. yüzyıldan sonra ikinci altın dönemini yaşıyoruz. Çok önemli yatırımlar var, ilgi var. Yarışmalar, sergiler? Geleceğin Ustaları Yarışması var. Yeditepe Bienali yapıldı mesela. Her yerde, farklı yerlerde bile haberleri çıktı. Okudukça mutlu oldum. Sadece adına keşke ?bienal? demeseydik dedim. Yerli, Türkçe bir kelimeyle değiştirilse keşke.

Çok yoğun bir dönemden geçiyoruz galiba. Özellikle yarışmalar da dikkat çekiyor.

Evet. Geleceğin Ustaları Yarışması?nın altıncısı olacak bu sene. İlk sene Süleyman Berk Hoca sağ olsun çağırdı bizi. Şeref duydum. İlk yıllara göre gün geçtikçe başvuru sayısı arttı. Benim için en büyük mutluluk bu. Nice güzel işi elemek zorunda kaldık geçtiğimiz yıl. Bu mesleğe başladığımdan beri en büyük hayalim, daha fazla insanın bu değerli çalışmaları görmesi, bu alanı tanımasıydı. Yarışmanın önemi budur işte. Bu tür yarışmalar için ben atölyeyi bile açıyorum öğrencilere. Yeter ki gelin, çalışın, yapın.

Yurtdışından gelen yarışmacılar var mı?

Var. Modernize edilmiş işlerle katılıyorlar özellikle. Kalıp kullanarak desen yapanlar var, bir de tezhip yapanlar var. Deriyi kaplamak da cilt işidir. Ama süsü de önemlidir. Hattan, tezhipten, takı tasarımından farklı alanlardan mümkün mertebe anlamanız gerekir.

Peki Arapça bilmeyen bir cilt ustası olur mu?

Tam burada nakkaşhane geleneği devreye girer. Her şeyden ustası kadar iyi anlayamayabilir sanatçı. Ama danışarak, kollektif çalışmalarla sanatın bulunduğu yeri ilerletebilir.

Nakkaşhane geleneği yarışmalarla sürüyor

Nakkaşhane geleneği önemli. Osmanlı?da sanatçılar sarayın nakkaşhanelerinde toplu biçimde çalışıyordu. Bugün ise sanatçılar bireysel olarak çalışıyor. Bu geleneksel sanatları nasıl etkiliyor?

Ben de bireysel çalışıyorum. Mehmet Ali Kunduracıoğlu, Betül Oral, Melike Kazaz, Funda Göker, Serra Güney, Osman Doruk, Selman Küçükkömürcü, Havva Yağcı, Burak Kara gibi sanatçılar da hala kendi atölyelerinde çalışıyorlar. Bu önemli bir şey. Yarışmalar ise bir araya gelmemizle bir devinim sağlıyor. Bir nevi geleneksel sanatlardaki nakkaşhane geleneğini yarışmalar sürdürüyor.

Yarışmalar eserleri etkiliyor yani?

Aynen. Bir arada olmasak da bir nevi birlikte çalışıyoruz. Bu da yeni bir şey ortaya koymamızı sağlıyor. Yeni sanatçı arkadaşlar ortaya çıkıyor. Yeni anlayışlar? Bu sene Geleceğin Ustaları?nda cilt için ?yeni desen? şartı var. Ben bunu önemsiyorum. Osmanlı?yla neden yarışalım ki? Onlar en iyisini yapmışlar. Biz de kendi en iyilerimizi geliştirmeliyiz. Güncel çalışmaları oldukça önemsiyorum. Bin kişi yapsın biz bir kişiyi seçelim.

Bugün altın çağında olduğumuzu söylüyorsunuz ama maalesef her zaman böyle değildi?

Büyük sıkıntılar. Öyle olaylar var ki, üzülüyor insan. Bazı eserler yurtdışına gitmiş, bazıları ise artık hükmü kalmamıştır, dönem dışıdır diye ihale edilmiş. Allah?tan bazı eserleri sahaflar almış. Dönüp dolaşıp Süleymaniye?ye geliyor bunlar. 14., 15. yüzyıldan kalma önemli eserler... Her yönüyle önemli. Tabi burada bilinçli bir kasıt yok. Bilinmiyor, bu nedir, nasıl bir eserdir sorusunun cevabı verilememiş.

Burada kötü niyet değil, bilmemek var sanki.

Kötü niyet var. O ayrı. Ama bu işin cahili olmak da var. Her kitap ayrı bir hikayedir. Bu hikayeyi dinlemek mesleğin armağanıdır. Şu an yine de çok iyi bir arşivimiz, çok iyi eserlerimiz var. .

Dünyadaki cilt geleneği bizimkinden farklı mı?

Benzer yönleri yok değil. Ama Avrupa?da 15. yüzyılda matbaayı geliştirmelerinin ardından olayı hemen ticarete çevirmeyi başardılar. Piyasayı da genişlettiler. Biz, kitapçılık sanatlarına çok ulvi baktık. Her zaman bu böyleydi.

Matbuatın ilgilisi her zaman olurCilt konuşuyoruz ama aslında güncel olarak bu alanda çok farklı gelişmeler var. Artık e-kitaplar çok yaygın. Kimi dijital yayınlar, matbu olandan daha fazla ilgi görüyor?Yakın bir zamanda elektronik aletler deri ve mürekkep kokusunu da verebilecek hale gelebilir. Hatta bunun alıcısı da olur. Ancak matbu kitabın da her zaman kendi alıcısı olacaktır. Baskı bitecek bir şey değil. Kağıdın yapısı değişebilir. Örneğin plastik türevli kağıtlar yapılabilir. Ama baskı her zaman devam edecektir.
Kaynak: Yeni Şafak
 
12 Ağustos 2018 Pazar 05:05
Okunma: 422
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:10
  • Güneş06:45
  • Öğlen12:34
  • İkindi15:38
  • Akşam18:01
  • Yatsı19:25
 
Anket
Haber sitemiz yenilendi.
Haber sitemiz nasıl buldunuz
çok iyi
Normal
çok kötü
idare eder
 
Tarihte Bugün
1600 - Osmanlı ordusu, Macaristan'ın Kanije Kalesi'ni fethetti.
1746 - New Jersey Koleji kuruldu. Bu okulun adı 1896 yılında Princeton Üniversitesi olarak değişecektir.
1784 - Rusya, Alaska'nın Kodiak Adası'nda bir koloni kurdu.
1836 - Sam Houston törenlerle Texas Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu.
1919 - Amasya'da, Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı Salih Hulusi Kezrak arasında Amasya Protokolü imzalandı
1931 - Amerikalı mafya lideri Al Capone vergi kaçakçılığı gerekçesiyle 11 yıl hapis cezası aldı.
1937 - Tunceli bölgesinde 21 Mart gecesi başlayan ayaklanma bastırıldı. Dört yıl için çıkarılan Tunceli'nin İdaresi Hakkında Kanun, çeşitli eklerle 1947'ye kadar sürdü.
1938 - Chester Carlson fotokopiyi icat etti.
1947 - ABD yardımının ilk partisi İskenderun Limanı'na geldi. İlk malzemelerle İstanbul-Ankara karayolunun yapımına başlanacağı açıklandı.
1953 - Laos Fransa'dan bağımsızlığını ilan etti.
1957 - ABD Vietnam'da ilk zaiyatlarını verdi.
1962 - ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba'da Sovyet füzeleri olduğunu açıkladı. Amerikan donanması Küba'yı ablukaya aldı. Füze krizi dünyayı nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
1964 - Jean-Paul Sartre Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı ama ödülü geri çevirdi.
1967 - Apollo 7 uzay aracı Dünya yörüngesinde 163 kez döndükten sonra güvenli bir şekilde Atlantik Okyanusu'na indi.
1972 - THY'nin Truva uçağı Sofya'ya kaçırıldı. Bir gün sonra yolcuları serbest bırakan 4 hava korsanı Bulgaristan'a iltica etti.
1976 - Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) kuruldu.
1980 - Yönetmen Ömer Kavur'un filmi Yusuf ile Kenan Milano'da altın madalya aldı.
1983 - Batı Almanya ve Fransa'da 1 milyon 500 bin kişi nükler karşıtı protesto gösterisi yaptı.
1988 - Barış Manço'nun televizyon programı 7'den 77'ye TRT'de başladı.
1988 - Eski Diyarbakır Askeri Cezaevi İç güvenlik Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul'da öldürüldü.
1993 - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde çıkan çatışmada Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın şehit oldu. İlçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1997 - Kültür Bakanlığı, Oscara gidecek film olarak Eşkıyayı seçti.
2005 - Eurovision Şarkı Yarışması'nın 50. yılı şerefine Danimarka'da en iyi 14 şarkının yarıştığı bir yarışma yapıldı. İsveçli ABBA grubunun 1974 yılında yarışan Waterloo şarkısı birinci seçildi.
2009 - Windows 7 resmi olarak piyasaya çıktı.
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık